18 Eylül 2011 Pazar

Haber Boşnak İletişim Bilgileri



haberbosnak.com adresinden yayın yapan "Haber Boşnak" portalımız, gün geçtikçe daha da gelişiyor ve büyüyor. Gerek tasarım gerekse içerik olarak şimdiye kadar oldukça olumlu eleştiriler aldık.

Bu yazıyı okuyanlardan ve ilgilenenlerden tek bir ricam olacak; portalı etrafınızda duyurmanız.

Aşağıda, görüş ve önerilerinizi aktarabileceğiniz mail adresiyle, portalın Facebook ve Twitter bağlantıları bulunmakta...

iletisim@haberbosnak.com




HAKKIMIZDA:
Haber Boşnak; özel olarak Türkiye’deki Boşnak kökenli ve Balkan göçmeni yurttaşlarımıza hitap etmekle birlikte Boşnaklar hakkında genel ve güncel nitelikte bilgi edinmek isteyenlerin de faydalanabileceği bir haber portalıdır.
Eski Yugoslavya coğrafyası, genel olaraksa Balkanlarla ilgili her şey Haber Boşnak‘ın yayın konseptinin önemli bir ayağını oluşturur.
Haber Boşnak; dünya, ülke ve toplum gerçekliklerinden hareket ederek Türkiye gündeminin çarpıcı konu ve sorunlarına objektif bir biçimde değinmeyi görev ve sorumluluk olarak kabul eder.
Haber Boşnak; eğitim, sağlık, bilim ve teknoloji gibi başlıklarda önemli, bilgilendirici ve herkese hitap edecek şekildeki içerikle bu alanlarda da toplumun gelişmesini ve bilinçlenmesini amaç edinir.
Haber Boşnak; şovenliği, tutuculuğu ve gericiliği reddeder; aydınlanmacı, toplumcu ve ilerici bir çizgide yayın yapma iddiası taşır.
Haber Boşnak; Türkiye’nin birliğini, halkların kardeşliğini savunur. Sloganı, Kardeşlik ve Birlik‘tir.

26 Ağustos 2011 Cuma

haberbosnak.com

3 aydır bloga bir şey yazamadım, bunun çeşitli sebepleri var tabii ki; 12 Haziran seçim sonuçlarından doğan umutsuzluğu ve üzüntüyü bu sebeplerin başına rahatlıkla koyabilirim.

Bir diğer sebep, blogun ötesine geçmek gibi bir düşünceden kaynaklanan haber portalı kurma çalışmaları...

Pespayelik, seviyesizlik toplumun kılcal damarlarını dahi fethetmeyi sürdürürken ya kendi dünyamıza çekileceğiz, gericiliği galip ilân edeceğiz ya da meydanı gerici zihniyete boş bırakmayacağız, her alanda ve her anlamda "yağma yok, biz varız" diyeceğiz.

Yugoslavya coğrafyası ve Boşnaklar, genel olarak da Balkan göçmenleri ve Balkan coğrafyası hakkında güncel ya da genel nitelikte bilgi sahibi olmak isteyenlere yönelik entelektüel, toplumcu ve ilerici karakterde bir haber portalı yaratmaya çalışacağım.

Katkı sunmak isteyen olursa mutlulukla karşılayacağım elbette...

Portal adresi: haberbosnak.com


Facebook'ta Paylaş

26 Mayıs 2011 Perşembe

Ratko Mladiç yakalandı!

Ratko Mladiç yakalandı. Evet, güzel, çok güzel bir haber. Fakat ben nedense sevinemiyorum. Konuyla ilgili ayrıntıları haber sitelerinden veya tv'den öğrenebilirsiniz. (soL Portal'ın haberi)

Ben başka bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Ekim 2010'da bir analiz yapmış ve öngörüde bulunmuştum; doğru çıktı.

Öngörümün doğru çıktığına seviniyorum ama Mladiç'in yakalanmasına bir türlü sevinemiyorum. Çünkü bu savaşın en büyük suçluları ve sorumluları "kurtarıcı" ve "kahraman" türü sıfatlarla dünyayı kana bulamaya, başka başka ülkelere "demokrasi" götürmeye devam ediyorlar hâlâ!

İşi çoktan bitmiş bir katil paçavrasının yakalanmasını yeterli bulan varsa, onlara Mladiç'in yakalanmasıyla neyin değişeceğini kendi kendilerine sormalarını isterim. Evet, Mladiç'in yakalanması neyi değiştirecek?

Mladiç'e yönelen nefretin keşke birazı da Mladiç ve onun gibileri yaratan, vâr eden zemin olan emperyalizme ve kapitalist egemenlere yönelse... Belki o zaman, belki o zaman bir şeyler değişebilir. Aksi hâlde şimdiki gibi önümüze atılan "çöp"lerle yetiniriz.


Facebook'ta Paylaş

19 Mayıs 2011 Perşembe

Yugoslav Sosyalizmi

Yugoslavya'nın bölünmesi söz konusu olunca genel argüman emperyalist müdahalelerdir. Ancak hangi emperyalist müdahale, bir temele dayanmaksızın bir iç savaş başlatabilir? Bu temel, Yugoslav sosyalizmi paradigması olabilir mi? Denilebilir ki, Yugoslav sosyalizmi paradigmasının yolun sonuna gelmesi, kendi yapısal sorunlarından dolayı çözülmesi veyahut çıkış noktası bulamaması, emperyalist müdahalelere uygun bir ortam yaratmıştır.

Yugoslavya'daki özyönetim deneyimi başından itibaren federal bir yapı içinde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla hem iktisadî hem de idarî anlamda bir özyönetim sistemi kurulmuştur.

Özyönetim, merkezî iktidarın yetkilerini yerelliklere (Yugoslavya'da federe devletlere) devrettiği için merkezî iktidarı ve merkezî plânlamayı zayıflatmıştır. Merkezî iktidarı, otoritesi sayesinde güçlü tutmayı başarmış olan Tito öldüğünde, merkezin gücü iyice erimeye başlamıştır. Federe devletlere ne kadar 'özgürlük' ve 'yetki' verilirse ekonominin gelişiminin ve demokrasinin o kadar sağlanacağı iddiaları, yanılsamaları (ya da palavraları) yüzünden Yugoslavya parçalanma sürecine girmiştir.

Yugoslav sosyalizmi olarak bilinen özyönetim, "piyasa sosyalizmi" diye de tanımlanır. Aslında bu tanım özyönetimin niteliğini yansıtması bakımından kayda değerdir. Özyönetim işletmelerinin mülkiyeti devlete ait olmakla birlikte, işletmelerin de aynı yerel iktidarlar gibi geniş özerkliği vardır, yani merkezî plânlamanın sistem içindeki rolü çok azdır.

Merkezî iktidarın idarî anlamda otoritesinin en küçük kayba uğraması, özerk iktidarları başka yönelimlere itmiştir. İktisadî anlamda sistemdeki rolü zaten az olan merkezî plânlamanın ekonominin sekteye uğramasıyla aciz ve yetersiz kalması ise özyönetim işletmelerinin özel hâle gelmesine neden olmuştur.

Özyönetim işletmelerinin yönetim kurullarında bulunanlar ve diğer özel sermaye sahipleri görece zengindiler, bunlar sosyalizm döneminin sivil-asker bürokrasisiyle birlikte ayrıcalıklı sınıfını oluşturuyordu. Sosyalizm çözüldükçe bu sınıflar, ayrılan her bir ülkede yeni sistemin oligarşisini oluşturdu.

Güçlü olmayan, güçsüzleşen bir merkezî iktidar ve merkezî plânlama, bölgesel farklılıkların körüklenmesine, ayrıyetten bölgeler arasındaki gelir farklılıklarının da artmasına sebep olmuştur. Bu durum, sosyalizmin varlığının biricik şartı olan, sosyalizmin özümsenmesi, içselleştirilmesi olgusunu da ortadan kaldırmıştır.

Benim çıkarımım şu: Özyönetimin tek başına bir ekonomik model olarak uygulanması piyasa ekonomisinin sosyalizm yönetimi altında ehlileştirilmiş farklı bir versiyonu gibi... Bu modelin sosyalist olmayan bir yönetim altında uygulanmak istenmesi içinse "ölümü gösterip sıtmaya razı etmek" benzetmesi yapılabilir. Özyönetimle ilgili bu yazılanlar özellikle bizim ülkemizde yeni yeni dillendirilmeye başlanan ve AB'nin de üyelik için şart koştuğu yerel yönetimlere yetki devri ile bunun yanında demokratik özerklik gibi başlıklarda fikir edinmenizi sağlayabilir.

Konunun özüne dair derinlemesine bilgi sahibi olmak için ilgili kitaplardan faydalanılabilinir: 1 2 3 4


Facebook'ta Paylaş
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...